İçe dönük çocuk

Çocuklar, doğdukları andan itibaren dünyaya armağan ettikleri kalıtımsal doğalarıyla, varoluş mücadelesi vermeye başlar. Bu mücadeleyi verirken, fiziksel ve sosyal çevresi ile yoğun bir etkileşim içerisine girer. Bu etkileşimin kalitesini de, büyük ölçüde çocuğun yakın çevresindeki kişiler, yani anne-baba belirler. Aslında etkili ebeveynlik de, söz konusu etkileşimi yönetebilmektir büyük ölçüde. Çocuğun doğası ile çevrenin etkileşiminin en heyecan verici ürünü de "kişilik” olarak karşımıza çıkar. Kişiliğin temel motifleri netleştiğinde artık hayatımızın yönü de belirlenmiş olmaktadır bir anlamda. Çünkü bütün tercihlerimiz, kararlarımız, davranış örüntülerimiz, tepki biçimlerimiz, kişiliğimizin bir yansıması olarak açığa çıkar. Kişiliğin ömür boyu dinamik bir yapısı olmakla birlikte, ana motiflerin erken yaşlarda belirlendiği de bilinen bir gerçektir.

Kişiliğin bir çok boyutu bulunmaktadır. Bu boyutlardan birisi de içedönüklük-dışadönüklük olarak isimlendirilir. İçedönüklük ya da dışadönüklük, çocuğun diğer insanlarla olan ilişki biçimini ifade etmektedir. Bir başka ifadeyle, çocuğun sosyalizasyon durumuyla ilgilidir. İçedönüklük sosyalizasyon düzeyinin azlığını, dışadönüklük ise çokluğunu göstermektedir.

İçedönüklük mü, Çekingenlik mi, Utangaçlık mı?

İçedönüklük kavramıyla birlikte ve hatta zaman zaman da içedönüklüğün yerine kullanılabilen kavramlar arasında çekingenlik ve utangaçlık kavramları da yer almaktadır. İçedönüklük, kişiliğin mizaç yönü ile ilgili olup daha çok kalıtsal faktörlerden etkilenen bir kişilik yapısıdır. İçedönük kişiler, diğerleri ile olan ilişkilerini asgari düzeyde tutarlar ve daha çok bireysel eylemleri tercih ederler. Çekingenlik ise korku ve kaygının eşlik ettiği bir eylemsizlik ya da geri çekilme durumudur. Kişi, herhangi bir eylemi yaparak başarısızlık ve yetersizlik durumuyla karşılaşmaktansa hiçbir şey yapmamayı tercih eder. Üçüncü kavram olan utangaçlık, daha çok sosyal baskının sonucu gelişen bir duygusal durumdur. Kişi, içinde yetiştiği sosyal ortamın ayıp, günah, yasak vb. engellemeleri sonucunda, utanma duygusuyla birlikte suçluluk ve pişmanlık duyguları geliştirir. Bir eylemin öncesinde ya da sonrasında, yoğun bir yanlış yapma korkusu yaşanır.

İçedönük Çocuklar Ne Yaparlar?

İçedönük çocukları olan ebeveynler, genellikle kolay bir bebeğe sahip olduklarını düşünürler çoğu zaman. Bu çocuklar bebekken çok fazla ağlamayan, yattıkları yerde sorun çıkarmadan kendi kendine oynayan, çevresindeki hareket ve seslere çok uzun süre ilgi göstermeyen, uzun süreli göz temasından kaçınan, dışarıda olup bitenlerle ilgilenmek yerine adeta kendi iç dünyasına yönelen davranışlar sergilerler. Uzun süre uyuyabilir, herhangi bir şey için direnmezler.

Bu çocuklar okula başladıklarında, arkadaşlarıyla oyun oynamaya pek istekli davranmazlar. Bir köşede kendi başlarına sessizce otururlar. Çok az sayıda arkadaşları olur. Evde de, kendi başına oturmaktan, bir oyunla uzun süre zaman geçirmekten hoşlanırlar. Aynı oyunu çok kez oynayabilirler. Bu çocuklar büyüdükçe, oynadıkları oyunların canlılık ve yaratıcılık yönünden son derece zayıf olduğu daha da fark edilebilir duruma gelir. Oyunlarında belirli bir konu yok gibidir.

İçedönük çocukların gelişimsel özellikleri açısından ilk dikkati çeken şey konuşma yeteneğinin gelişimindeki gecikmedir. Kendini ifade etmede diğer çocuklar kadar başarılı olamazlar. Kendisine söylenenleri duymamış gibi davranabilirler. Ebeveynlerine karşı ilgisiz kalabilir ve hatta onları görmezlikten bile gelebilirler. Diğer çocuklarla olan ilişkilerinde duygusallık boyutu yeterince gelişmemiştir.

Yarışma, rekabet gerektiren durumlarda mücadele etmez, kısa sürede vazgeçip geri çekilir. Ancak, bir yandan da içedönük bir çocuk, bilgisayar oyunlarında usta olabilir. Okuldaki dersleri ile ilgili uzun süre ders çalışabilir.

Ergenliğe doğru içedönük bir çocuk, hala yaşından çok daha küçük çocukların fantezileriyle ilgileniyor görünebilir. Bazen belirli konularda çok ilginç bilgi ve görüşleri olsa da, kendilerine yönelik görüşleri pek net değildir. Kendileri hakkında oluşturdukları görüşlerin olumsuz olma ihtimali de yüksektir. Diğerleri ile ilişkileri istenen düzeyde olmadığı için de gerçek dünya ile uğraşmak yerine kendi düşüncelerine yoğunlaşmayı tercih ederler.

İçedönük Çocuk İçin Ne Yapabiliriz?

Sabırlı ve kararlı olun - İçedönük bir çocuğa yardımcı olmada ebeveynin sabırlı ve kararlı olması son derece önemlidir. Küçük adımlarla ama sonuna kadar devam edecek, çocuğun kendi ayakları üstünde durması ile son bulacak bir sürecin yaşanacağı unutulmamalıdır.

Diğer çocuklarla oynamasına imkân sağlayın - Özellikle okul öncesi ve ilköğretim dönemlerinde içedönük çocukların diğer çocuklarla oynaması için ortamlar oluşturulmalıdır. Bu bazen çocuğun lunaparka götürülmesi şeklinde olabileceği gibi, bazen diğer çocukların eve davet edilmesi şeklinde de olabilir.

İletişim kurma çabalarını destekleyin - Diğer çocuklarla ya da yetişkinlerle yetersiz de olsa iletişim kurma çabalarını gözlemlediğinizde, gerek sözlü gerekse sözsüz mesajlarla destekleyin. Ayrıca, olup bitenler üzerinde konuşun. Konuşmalar sırasında özellikle onun söylediklerinden uygun bulduklarınızı vurgulu bir şekilde onaylayın.

Duygusal süreçleri abartın -İçedönük çocukların en önemli eksikliklerinden biri, duygusal tepkilerle ilgilidir. Bu nedenle, özellikle çocukla birlikte yapılan paylaşımlarda heyecansal durumlar yaratarak bunu aşırı olmamak kaydıyla abartılı bir şekilde yaşamaya ve yaşatmaya çalışabilirsiniz.

Küçük zaferler kazanmasına izin verin - Çocuğun oyunlarına arada sırada katılmaya çalışın. Katıldığınız bu oyunlar içerisinde özellikle rekabete dayalı olanlar söz konusu olduğunda, aranızda yarışmalar düzenleyin. Bu küçük yarışmalar sırasında çocuğa hissettirmeden çeşitli avantajlar sağlayarak onun sizi yenmesine izin verin. Böylece çocuğun inisiyatif kullanma yeteneğini ve kendine güven duygusunu geliştirmiş olabilirsiniz.

Sorumluluk verin - Evde ya da dışarıda birlikte yapılabilecek çeşitli aktiviteler düzenleyin ve ona çeşitli sorumluluklar verin. Sorumluluklarını yerine getirdiğinde ise olumlu geribildirimlerle yeni sorumluluklar almasını cesaretlendirin.

- Duygularına saygı gösterin - Çocuğun dış dünyaya yönelik verdiği duygusal tepkiler karşısında empatik yaklaşımlar sergileyin. Unutmayın ki, çocuğun zaman zaman öfke, kaygı, neşe, korku vb. yaşaması aslında gerçek dünya ile olan bağını kuvvetlendirir. Ebeveyne düşen bu duyguları yapay olarak tahrik etmek değil ama bu duygular yaşandığında, duyguları engellemek yerine empatik dinleme ile sakinleştirici olmaktır.

- Yaptıkları ile ilgili olumlu geribildirimler verin - Çocuğun, eylemleri içerisinde özellikle olumlu olanları gözden kaçırmayın ve sık sık davranışları düzeyinde olumlu değerlendirmeler yapın.

 

Yrd. Doç. Dr.Oktay Aydın
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi
oktayaydin@emarakademi.com